Son Dakika

Genel

9 Eylül 2019 gecesi Bruce Sees isimli bir Youtube kanalı sahibi ve anomali avcısı gecenin geç saatlerinde Ay gözlemi yaparken 3 adet ard arda gizemli patlama yaşandığını fark etti ve şans eseri bu durumu görüntülemeyi başardı.

Görüntülerde ayın yüzeyine düşer gibi gözüken ama niteliği henüz belli olmayan üç nesne ve ardından yükselen devasa toz bulutları çok net bir şekilde görülebilmekte. Patlamalar öylesine büyük ki sıradan bir teleskop ile olayı gözlemlemek mümkün gibi gözüküyor.

Yüksek irtifadan gelip de yüzeyde krater oluşturabilecek kadar güçlü bu nesnelerin ne olduğu henüz açıklanabilmiş değilse de yetkililer bunların birer meteor olma olasılığında hem fikirler. Lakin bazı araştırmacılar ve gizem avcıları ise bu durumun sıradan bir meteor olayı ile açıklanamayacağını ifade etmekteler.  Peş peşe aynı noktaya düşen bu nesnelerin büyük devletlerden biri olan ABD’nin gizli Ay çalışmaları ile ilgili gizli bir bombardıman olduğundan şüphe duyulmakta.

Bilindiği üzere geçmiş zamanlarda Ay yüzeyindeki donmuş haldeki buz kütlelerini parçalayıp içlerinden sıvı halde akışkan su çıkartılmak bahanesi ile bombalandığını biliyoruz. Çünkü NASA’nın bu tip uzaysal çalışmalarda hep bilinen bir sebep yerine bilinmeyen ikinci asıl bir nedeni olduğunu az çok hepimiz biliyor ve tahmin edebiliyoruz.

Belkide bu yaşananlar ABD’nin yapmayı planladığı Ay’da ki gizli üsle ilgili planlarının bir parçasıdır. Görüntüler yorumlara açık.

Görmekte olduğunuz bu olağanüstü görüntüler, Uluslararası uzay istasyonu (İSS) tarafından kayıt edildi. Görüntülerde devasa boyutlarda bir dünya dışı uzay gemisi görülmekte. Expedition59 isimli Alexey Ovchinin idaresindeki iki Rus kozmonot Uluslararası Uzay İstasyonu’nun dış kısmında standart bakım ve kontrolleri yaparken hemen altlarından geçmekte olan devasa boyutlardaki bir nesneyi fark ettiler.

Nesne havada ağır ağır süzülmekte olan devasa bir ana gemiyi andırıyordu. Herhangi bir uzay çöpü ya da bir uyduya kesinlikle benzemiyordu. Herhangi bir ülkenin sembolünü veya amblemini de barındırmıyordu.

Puro şeklinde belirli bir yörüngede savrulmadan ilerleyen devasa boyutlara sahip bu dünya dışı uzay aracını gören NASA ve İstasyonda görev yapan birimler şaşkınlıklarını gizlemekte oldukça zorlandılar.

An ve an canlı olarak görüntülenen bu dünya dışı uzay gemisinin görüntüsü NASA’ya bağlı Ustream kanalında canlı olarak yayınlandı. UFO araştırmacısı Carlos Clemente tarafından yayınlanan video onu izleyenlerce büyük ilgi görürken halkın içerisinde hem heyecan hem de bazı endişelerin duyulmasına sebep oldu.

 

FOTOĞRAF : KUZEY ATACAN

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Eminönü / Kadıköy Arası

28 Ağustos akşamı saat 10:15 civarıydı sanırım Eminönü yönünden Kadıköy istikametine giderken marmara denizi üzerinde ufukta üç ışığı olan parlak bir nesne gözüme takıldı. Ne olduğuna emin olamamakla beraber nesnenin üçgen konumda durması, boyutu ve yaydığı ışığın parlaklığı dikkatimi çekti. O an bir ihtimal diyerek 5-6 kare fotoğraf çektim cep telefonum ile. Çektiğim kareleri incelemek adına bilgisayara aktardığımda bu ilginç görüntü ile karşılaştım.

Önceleri ufukta gördüğüm nesnenin uzakta bulunan bir gemi olduğunu düşündüm. lakin formundaki değişimler ve ışık parlamalarındaki değişimler bu nesnenin daha farklı bir şey olabileceğini bana düşündürdü.

Şimdi sizlere yorumu bırakarak çekmiş olduğum görselleri paylaşıyorum. Şu yada bu demiyorum. Yorum sizlerin…

Fotoğraf 1

Fotoğraf 2

Fotoğraf 3

Son çekmiş olduğum karelerde objenin formu boyutu ve ışık dağılımı çok daha net gözükmekle beraber havada asılı şekilde durduğu ve merkezinde ışıkların olduğu kısmın ortasında extra bir kısmında olduğu seçiliyor.

Fotoğraf 4

Işıklı nesnenin büyültülmüş halini görmektesiniz. Sıradan bir gemiye yada bilinen bir deniz aracına pek benzemiyor. Ama yorum yinede sizlerin.

Evrene ve bilinmeyene olan merakımız gün geçtikçe büyürken her gün yepyeni sırlar ve gizemler kapımızı çalıyor. İyi ile kötünün mücadelesinin yaşandığı bu yerküre kendi içerisindeki negatif varlıklarla mücadele ederken bir diğer yandan gökyüzünün çok ötesinden gelen bilinçli zeki varlıklarca yapılan bir takım gizli operasyonlara ve can yakan deneylere maruz kalıyor. Bu deneylerin amacı ne biz insanoğlundan ne istiyorlar bu yazımızda bu gizemli düşmanın düşünce yapısını ve maksatlarını deşifre edeceğiz. Yıllarını bu konuları araştırmaya vermiş çok değerli iki UFO ve dünya dışı zeki yaşam araştırmacısı bugün hepimizin merak ettiği ve cevap bulmaya çalıştıkları soruların bir kısmına cevap vermeye çalışacaklar. Ülkemizin sayılı UFO Araştırmacılarından olan Kuzey ATACAN ve Cem Çorapçı’nın itiraf niteliğindeki bu açıklamaları eminim sizleri de hayretler içerisinde bırakacak. Evet yazımızın başında dediğimiz gibi Evrene ve Bilinmeyene olan yolculuğumuz başlıyor.
Hasan Kurt: Kuzey Bey alanınızda uzman bir isim olarak bize UFO’lar tarafından kaçırılma, alıkonulma olayları nedir kısaca açıklayabilir misiniz?
Kuzey Atacan: Kısaca açıklamak gerekirse; Dünya dışı varlıkların varlığına dair en önemli kanıtlardan biriside UFO’lar ve onları yöneten zeki varlıkların yapmış oldukları insan ve hayvan kaçırma vakalarıdır. Adından da anlaşılacağı üzere bu olay dünya dışı varlıklar tarafından organize edilen UFO’ların içerisine alınma ve kişilerin bir takım genetik testlere tabi tutulması olayıdır.
Dünyanın neredeyse her noktasında yaşanan bu korkunç kaçırılmalar zinciri UFO olgusunun ve onun ardında yatan zekanın kesin birer kanıtıdır. Her yıl dünyanın birçok ayrı bölgesinden UFO gözlemleri ve ihbarları gelirken daha da önemli oranda kaçırılma vakalarıyla ilgili raporlarda ele geçmektedir.
Günümüzde bu vakalarla ilgili büyük bir patlama yaşanmaktadır. Milyonlarca insan tam olarak süresini bilemedikleri kaçırılma olaylarına maruz kaldıklarını ve hatta olayı yaşayan tanıkların %95 kadarı bulundukları noktadan UFO’ya alındıklarını ve gemi içerisinde bulunan bir grup dünya dışı varlık tarafından tıbbi testlere tabi tutulduklarını açıkça ifade etmektedirler. Şu an bile dünya üzerinde kaçırıldığının henüz farkında olmayan milyonlarca insan bulunmaktadır.
Hasan Kurt: Bu kaçırılma vakaları ya da alıkonulmalar nasıl ne şartlarda yaşanıyor acaba? Ne gibi şeyler yaşanıyor bu alıkonulmalar sırasında.
Kuzey Atacan: Bir kaçırılma hadisesinin yaşanması için özellikle şu şartlar gereklidir diyemeyiz. Lakin yaşanan kaçırılma vakalarının birçoğu kişilerin evlerinde uykuya dalmaya yakın saatlerde, uzun yolda gece seyahatlerinde ve ıssız noktalarda bulundukları sıralarda gerçekleşmektedir.
Dünya dışı varlıklarca kaçırılanlar, üzerlerine gelen bir ışık huzmesiyle kısmi felç durumunda gemiye alındıklarında öncelikle kendilerini bekleme salonunu andıran karanlık nemli mekanik bir odada bulurlar. Bir süre geçtikten hemen sonra kendilerini üzerlerinde genetik birtakım testlerin yapılacağı daha aydınlık ve teknik araç ve donanımlarla dolu bir odaya alınırlar. Bir laboratuvarı ya da başka bir deyişle bir ameliyathaneyi andıran odalar, duvarlardaki gizli aydınlatma sistemleri ile biraz sisli fakat oldukça aydınlık bir görünümdedirler. Bazen ortam karanlık, serin ve nadiren de kötü kokulu olabilir. Duvarlar ve tavan kavisli, genellikle beyazdır. Zemin ise çoğu zaman koyu bir renge sahiptir. Çeşitli bölüm ve girintilerden oluşan aracın duvarları bilgisayara benzeyen aletlerle çevrilidir. Eşyalar oldukça azdır ve tamamen vücudu destekleyen tarzdadır. Genetik testlerin yapılacağı odalar genellikle steril, serin, mekanik ve hastane görünümlüdür. Bazı olayı yaşayanlar bulundukları oda ve çevresinde başka işlerle meşgul bazı varlıkları da gözlemlemişlerdir. Değişik form ve görünüşlere sahip varlıkların üzerlerinde parlak üniformalar giydikleri de çoğu olayda rapor edilmiştir.

Hasan Kurt: Peki kimdir bu olayların arkasındaki dünya dışı varlıklar? Nereden geliyorlar?

Kuzey Atacan: Kaçırılma vakalarının %90 oranında griler dediğimiz 1.30 – 1.50 boylarındaki ufak insanımsı varlıklar baş rolü almaktadır. Bunun yanı sıra gemi içerisinde Reptilyan dediğimiz sürüngenimsi bir türde sıklıkla gözlemci olarak görülmektedir. Griler sivri çeneli, geniş ve büyük bir kafaya sahip, siyah badem biçimli içinde göz akı olmayan gözlere, sahip ellerinde 4 adet parmakları bulunan, zayıf yapılı, ince uzun bacaklı, vücutlarında kıl tüy gibi yapıya sahip olamayan varlıklardır. Basit görünümlü burun delikleri vardır. Herhangi bir duygu yansıtmayan ağızları ince bir çizgi halindedir. Üreme organlarına pek rastlanmamakla beraber daha çok klonlama yani kopyalama tekniği ile çoğaldıkları izlenimi vermektedirler. Çünkü canlı ve ölü olarak ele geçen varlıkların hepsi birbirinin kopyası gibi görüntü sergilemektedir. Varlıklar kaçırdıkları ya da temas kurdukları kimselere kendilerinin Zeta Reticuli yıldız sisteminden geldiklerini söylemekteler.

Hasan Kurt: İnsanlar ve hayvanlar ne gibi genetik testlere tabi tutuluyorlar acaba? Bu testlerle neyi amaçlamaktalar?

Kuzey Atacan: Tanıkların ifadelerine dayanılarak hazırlanan kaçırılma raporlarında UFO’lar tarafından kaçırılan insanlar üzerinde 2 tip test ve deney uygulandığı görüyoruz.

1 – Fiziksel testler ve deneyler
2 – Gözlemsel ve yakından inceleme şeklinde yapılan testler ve deneyler

Kişiler laboratuvar benzeri odaya alındıklarında saatlerce çıplak halde süren incelemelere maruz kalmaktadırlar. Odada bulunan grilerce önce gözleri vasıtasıyla bakarak bir tür röntgen misali kişi içsel incelemeye tabi tutulan kişiler adeta beyinlerinin okunduğunu hissetmişlerdir. Ön inceleme bittikten hemen sonra varlıklar gemiye aldıkları kişiyi tıbbi olarak incelemeye başlarlar. Bu işlem öncelikle doku deri tırnak ve benzeri parça alımları ile ivme kazanır. Yapılan incelemeler ilerledikçe kullanılan aletler vücudun her parçasını incelemek için özel olarak tasarlanmıştır ve bunlarla burun, sinüsler, gözler, kulaklar, kollar, bacaklar, ayaklar, karın, jenital organlar ve bazen de göğüs bölgesi incelenir.
Bazı durumlarda kaçırılan kişinin beynine ameliyat yapıldığı ve sinir sistemine müdahale edildiği belirtilir. Bunların yanında uzaylıların en çok önem verdikleri kısım insanların üreme organlarıdır. Kullandıkları aletlerle karın bölgesinden ya da jenital organlardan girerek erkeklerden sperm, kadınlardan yumurta örnekleri alırlar. Bu işleme maruz kalanlar uzaylılar tarafından hamile bırakıldıklarının, daha sonra bu ceninlerin vücutlarından alındığını iddia ederler. Ayrıca bu kişiler, vücutlarından alınan ceninlerin geminin çeşitli bölümlerinde birtakım işlemlere maruz bırakıldığının ve daha sonra bunlarla uzaylı-insan karışımı melez bir ırk yaratıldığına şahit olduklarını belirtirler. Gemi içerisinde bu yöntemle büyütülmüş çocuk, genç ve yetişkin kişiler bulunur ve uzaylılar bu insanların bizim özelliklerimizi taşıdığı açıkça bellidir.  Yapılan çalışmalar detaylı analiz edilip gözlemlendiğinde bu deney ve testlerin daha çok yarı bizlerden yarı onlardan melez bir ırk yaratma çabası içinde oldukları açıkça anlaşılmaktadır. Ancak yıllardır süre gelen bu deneylerin incelemelerin bitmemiş olması yalnız çoğalma ve melez bir ırk yaratma çabası içinde olmadıklarının da bir göstergesidir. Kaçırıldığını açıklayan ve hipnozla bu gerçeği anımsayıp unuttuğu bazı anları hatırlayan kimseler bazı varlıklardan edinilen bilgiler ışığında bu testlerin insan DNA’sındaki duygu kodlarının deşifre edilmesi şeklinde olduğunu belirtmektedir.

Hasan Kurt: Cem Bey sizin de bu konuya eklemeleriniz olacak mı? Sizde Kuzey beyle birlikte uzun süredir bu kaçırılma olaylarını takip ediyorsunuz.

Cem Çorapçı: Tabiyki şu şekilde birkaç ekleme yapayım. Kaçırılan kişiler üzerinde yapılan inceleme ve testler kişiler üzerinde hem fiziki hem de ruhsal açıdan önemli etkiler bırakmaktadır. Tıbbi testlere tabii tutulan bu insanlar, vücutlarında ortaya çıkan kesik, çürük ve yara izlerinin gemide yaşadıkları işlemler sonucu ortaya çıktığından şüpheleri olmadığını söylüyorlar. Ayrıca birçok kadın tanık, kaçırılmadan önce hamile olduklarını, gemide uygulanan işlemlerden sonra hamileliklerinin sona erdiğini belirtiyorlar. Bu deneyimleri yaşayan birçok kişi, sonraki günlük hayatlarında evlerinde ve iş yerlerinde kullandıkları bir takım elektrikli aletlere dokunduklarında bu aletlerin düzgün çalışmamaya başladığını görmüş.
Bu tarz olaylar sonrasında sıklıkla rastlanan bir durum da uzaylıların bir takım izleme aygıtlarını bu insanların vücuduna yerleştirmeleri. Bu aygıtlar özellikle kafatasının içine ya da burun gibi bölgelere yerleştiriliyor. Böylece temas kurdukları bu insanların gerek fiziksel gelişimini gerekse şuursal aktivitelerini 24 saat izleyebiliyorlar. Bu aygıtlar deri altına yerleştirilen küçük nodüllere benziyorlar. Birçok kaçırılma ve alıkonulma vakasında bu türden izleme aygıtlarına (İmplant – Mikroçip) rastlanılmıştır.

Hasan Kurt: İnsanların vücutlarında tespit edilen bu Mikroçipler daha sonraları vücuttan ne şekilde alınıyor. Ne şekilde inceleniyorlar?

Cem Çorapçı: Olayı yaşayan kişilerin kişisel istekleri doğrultusunda bu deri altına yerleştirilmiş parçacıklar bu konuda uzman bilim adamları ile irtibata geçip bu mikroçipleri çıkarttırıp elektromisroskobik ortamda analizlerden geçirtmişlerdir.
Bu olayların anımsanması veya aynı olayların bir benzerinin tekrardan yaşanması sonrasında insanların hayatlarının çoğu zaman olumsuz yönde tamamen değiştiği kesin olarak bilinmektedir.

Hasan Kurt: Gerçekten çok ürkütücü ve bir o kadar ilgi çekici bir olaylar dizisinden bahsediyorsunuz. İnanılır gibi değil. Peki bu vakalar dünyanın her yerinde yaşanıyor dediniz, acaba ülkemiz içerisinde de size gelen bu tarz vakalar var mı?

Kuzey Atacan: Evet var Hasan Bey gerek bana gerekse cem beye yurt genelinden hatta gurbetçi vatandaşlarımızdan sürekli bir bilgi akışı var. Yurdumuzun her köşesinden insan bu tip olaylar yaşadıklarını rapor ediyorlar. Bizlerde bunları mümkün olduğunca iyi inceleyip aradan yanıltıcı olanlarını eleyip, kanıtı olan ikna edici vakaları detaylı incelemelere tabi tutuyoruz. Şu an Cem beyle iki vakayı özellikle yakından takip ediyoruz. İsimlerini kendi rızaları dışında henüz veremeyeceğimiz iki bayanda birtakım bulgulara ve kaçırılma ibarelerine rastladık. Yakında inşallah bu kişileri ve yaşadıklarını sizlere bizzat kendi ağızlarından paylaşacağız.

Hasan Kurt: Muhteşem bir haber. Sanırım bunu ilk defa bizimle paylaşıyorsunuz? Çünkü daha önce bir açıklama duymamıştık basında. Peki son birkaç sorum daha olacak. Kaçırıldığını düşünen birisi bundan nasıl emin olabilir ne gibi emareleri var bu vakaların?

Kuzey Atacan: Yukarıda da belirttiğimiz gibi kişilerin kendilerince bu olayları aydınlatmaları ve çözmeleri hiçte sanıldığı kadar kolay değil. Bu işi zorlaştıran en önemli sebepse kaçırılanların büyük bir kısmının yaşadıklarını daha sonraları hemen unutmalarıdır.  Kaçırılmalar sonrasında, yaşananlar unutuluyor ancak varlıklarca gemilere alınan tanıklar, gittikleri ipnoz uzmanlarınca yapılan ipnoz seansları sonrasında her şeyi yeniden hatırlamayı başarıyorlar. Olayları hatırlayan tanıklar hemen sonrasında verdikleri ifadelerde kaçırılma vakalarında saptanan birçok ortaklarının olduğunu fark ediyor.

Nerdeyse birbirleriyle hiç alakaları olmayan insanlar bile tıpa tıp aynı hadiseleri ifade edip rapor ediyorlar. Kaçırılan kişi ipnoz seansına girmeden bedeninde ameliyat izleri, hatta bazen giysilerinde kan lekesi de görse, önceki gece başına gelenlerle ilgili kesinlikle bir şey hatırlayamıyor. Bu yüzden gri varlıklarca yapılan alıkonulma vakaları yıllar sonra ancak gün yüzüne çıkma imkânı bulabiliyor.  Bazı kişilerde kısmi hatırlamalar olurken bunlar çeşitli şekiller de ve zamanlarda meydana gelebiliyor. Olay anıyla ilgili anılar rüyalarda küçük vizyonlar şeklinde belirmeye başlıyor. Ya da kişi, daha önceleri hiç merakı yokken, zamanla UFO’lar ve dünya dışı varlıklarla ilgili konulara karşı büyük ilgi göstermeye başlıyor. Az önce de belirttiğimiz gibi tam olarak bir hatırlama ya da geriye dönüşse uzmanlarca yapılacak ipnoz seansları sonrasında sağlanabiliyor. Kaçırılma vakalarının ilk başlangıcı kişinin bulunduğu noktadan tanımlayamadığı bir ses sonrasında UFO’ya alınmasıyla başlıyor.

Kişi ilk adım olarak kulağında tarif edemediği küçük bir motor sesi işitiyor ve sesin tüm vücudunu sarmasıyla heyecanlanmaya başlıyor. Kişinin yatak odasında yaşanan olaylarda yatağın hemen ayak ucu kısmında nereden ortaya çıktığı anlaşılamayan iki ya da üç, gri varlık beliriyor. Sessiz bir biçimde kaçırılacak olan şahsı izliyorlar. Kişi onları fark edip bağırmak ya da kaçmak istediğinde bunu kesinlikle başaramıyor. Çünkü ilk olarak işittiği sesle birlikte tüm vücudu tam anlamıyla kısmi bir felç durumuna maruz kalıyor. Bu durumu izleyen olaylar serisi kişinin üzerine gönderilen bir ışık huzmesiyle yukarıda bulunan UFO’ya taşınmasıyla devam edip gidiyor. UFO’larla ilgili bazı özel rüyaların görülmesi de kaçırılma olayları hakkında elde edilebilecek önemli bir ip ucudur. Kaçırılma olaylarıyla ilgili diğer bir kriter de “Kayıp Zaman” dilimleridir. Kişi ya da kişiler UFO içinde geçirdikleri birkaç saat ya da günlük zaman dilimleriyle ile ilgili hiçbir şey hatırlamıyorlar. Tıpkı hepimizin görüp de sabaha hatırlayamadığımız rüyalarımız gibi.
Aslında kişiler bu olayları isteyerek unutmuyorlar tam tersine varlıklarca bilinçlice unutturuluyorlar. O an içinde yaşanan tüm saniyeler ve saatler hafıza kaybı gibi bir yöntemle gizlenmeye çalışılıyor. Bu geçen uzun süre zarfları içerisinde griler ya da diğer dünya dışı varlıklar hiç kimselere sezdirmeden bilimsel projelerini bir an önce bitirmeye çalışıyorlar.

 

6 Ağustos 2019 gecesi, SpaceX, Falcon9’u AMOS-17 uydusu ile birlikte başarılı bir şekilde uzaya göndermeyi başardı.  İsrail tarafından satın alınan ağır coğrafi şartlara uygun uydu (telekomünikasyon için) yerleşik yörüngeye ulaşır ulaşmaz Falcon 9 uzay aracından ayrıldıktan hemen sonra beklenmedik bir şey ile karşılaştı.

AMOS-17 görevi gereği lansmanının gelişim evrelerinde, uydunun SpaceX, Falcon 9 uzay roketinden ayrıldığı zaman gizemli bir cisim aniden kadraja girmiştir.  Cisim 35.04 dakikadan itibaren kendini göstermiş ve uzunca bir süre kayıt altına alınmıştır.

Görüntülerdeki ışıklı küremsi obje aniden ortaya çıktığı gibi belirli bir düzlem üzerinde yoluna devam etmiştir. Bu yönelişi ve manevrası bu nesnenin sıradan bir uzay çöpü olmadığının en büyük kanıtıdır. Çünkü uzay çöpleri belirli bir yörünge de seyir etmezler. Sağa sola dağılmış amaçsızca boşlukta dolaşmaktadırlar. Ani hızlanma parlama ve bir anda gözden kaybolma gibi özellikleri bulunmamaktadır.

İngiliz gazeteci Daily Express’in servis ettiği habere göre 51 Bölge ye en yakın şehirlerden birisi olan Nevada da yaşayan bir vatandaş evinin çevresinde yaşanan aktiviteleri izlemek için evinin ve arazisinin bir kısmına hareket sensörlü kameralar kurdu. Sabah sonuçları görmek üzere kayıtları incelediği sırada gördüğü şey karşısında adeta şok oldu.

Kişi çekmiş olduğu videoyu izlerken uzaktan evine doğru hızla yaklaşan ve orta irtifada seyir eden tuhaf kanatsız metalik yapılı uçan bir diski fark etti. Nesne klasik metalik yapılı UFO’lara tıpatıp benzemekteydi.

Kameraya yakalanan bu görüntüyü daha sonraları Youtube kanalına yükleyip videonun başlığına şu sözleri yazdı:

“Burada Nevada’da, bir UFO’yu kaydetmeyi başardım. Bu görüntüyü hareket sensörlü kameram ile kaydettim. İnanılmaz, bir jet ya da uçak olduğunu sanmıyorum. Böyle bir uçağı daha önce hiç görmedim. Yine de oldukça hoş”

Rachel kasabası 51. Bölgeye (yaklaşık 20 km) mesafede bulunduğundan, bazı komplo teorisyenleri görüntülerdeki uçan cismin test aşamasındaki yeni bir tür uçak olduğunu söylerseler de bu görüntüyü izleyenleri tatmin etmemiştir.

UFO araştırmacıları ise bu nesnenin tamamen dünya dışı kaynaklı bir araç olduğu konusunda hem fikirler. İlk izlenimlerdeki detaylar araştırmacıların bu iddiasında haklı oldukları yönünde kanıtlar sunmakta. Cismin hızı, şekli, kanat ve pervanesinin olmaması, jet motoruna benzer bir ses çıkarması, metalik yapısı bu uçan nesnenin bilinen bir hava aracı olmadığını kanıtlamaktadır.

 

Brezilyada bir tepenin üzerinde görüntülenen uçan disk biçimli cisim görenleri şaşkına çevirdi. Kanadı pervanesi olmayan metalik disk biçimli obje bir süre tepenin üzerinde durup adeta gövde gösterisi yaparak kendisini izleyen halka görsel bir şov izletti.

Cismi gören tanıklar ellerindeki cep telefonları ve dijital makinelerle objeyi görüntülemeyi başardılar. Cisim ben buradayım dercesine kendisine şaşkın gözlerle bakan insanlara uzun süre poz vererek bulunduğu noktadan uzaklaştı ve gözlerden kayboldu. Muhtemelen bölge insanı daha önce böyle bir uçan cisme rastlamadıkların dan dolayı oldukça ürkek ve şaşkın bir tavırla bu nesneyi izleyip görüntülemeye çalıştılar. Bu onlar için alışıla gelmiş ve her gün rastlanan sıradan bir durum değildi.

Elde edilen görüntüler incelendiğinde her hangi bir oynama yada montaja rastlanmazken bir çok tanığında bu nesneyi kendi şahsi telefonları ile görüntülemiş olmaları vakanın gerçekliğini tescil etmiş oldu.

Film, Jason Gleaves tarafından inceletilip paylaşıldı. Görüntülerdeki objenin kubbeli ve disk yapısı geçmişten günümüze bahsi geçen dünya dışı uzay araçları olan Ufoları birebir ifade etmektedir. Geçmişten günümüze her şey gibi onlarda form ve biçim değiştirseler de bazı nesneler halen kubbeli ve disk biçimli standart uzay araçları şeklinde gözükmeye devam ediyorlar.

Kısa süre önce Antalya/ Adrasanda yaşanan bir yakın karşılaşmayı incelemek üzere bölgeye giden Ufolog araştırmacı Cem Çorapçı dönüşünde elinde oldukça ilgi çekici karelerle geri döndü.

olayın yaşandığı bölgeye yakın noktalarda halk ile görüşen onların yaşadığı deneyimleri not alan Çorapçı bölgede yaptığı bir dizi çekimlerde tanımlanamayan bazı nesneleri görüntülemeyi başardı.

Aşağıda göreceğiniz Amatör çekimler Cem Çorapçı’nın Adrasandaki olay sonrası bölgede incelemeler yaptığı sırada objektifine yakalanan cisimlerdir. Bilinen gök cisimlerine ve ulaşım araçlarıyla benzeşmeyen bu uçan nesneler görenleri şaşırtırken evrende yalnız olmadığımız gerçeğini yeniden gözler önüne sermektedir.

Boş arazide ve dağlık kesimde yaptığı çekimlerde objektife yansıyan cisimlerin formları hiç bir bilinen gök cismine benzemezken özellikle Ana gemi adı verilen puro yada sigara biçimli nesnelerin gökyüzünde adeta poz verircesine objektife yansımaları oldukça dikkat çekicidir.

Bilindiği üzere Ana gemiler nadir olarak Atmosfer içerisine giren devasa uzay araçlarıdır. Çoğunlukla sigara veya puro biçimli forma sahiptirler. ve gün içerisinde görüntüleyip gözlemlediğimiz disk biçimli gözlem disklerini atmosferimiz içerisine salan devasa araçlar bunlardır.

USS Nimitz UFO olayı, tanımlanamayan uçan bir nesnenin Birleşik devletler taşıyıcı ve hava taarruzu grubundan hava pilotları tarafından 2004 yılında yaşanan ve radar operatörleri tarafından kayıt altına alınan yaşanmış çok net bir yakın karşılaşma vakasıdır.

Aralık 2017 de bu karşılaşmanın kızıl ötesi görüntüsü halka acık olarak yayınlandı. FighterSweep.com da ki 2015 yılında iki pilotla yapılan röportajda, bir tespit raporu ve bunu takip eden yeni raporlar, 2004 kasım ayında Pasifik okyanusu üzerinde altı süper hızlı avcı jeti tarafından tanımlanamayan bir uçan nesnenin gözlemlendiğini ortaya çıkarmıştır.

Washington Post’a göre, bu video eski istihbarat subayı Luis Elizondo tarafından, bir savunma departmanının raporlanan UFO görüntülerini analiz etmek için sunduğu geliştirilmiş uzay aracı tehdit tanımlama programı adlı gizli bir belgeye ışık tutmaktadır.

Şüpheci insanlar pilotların ifadelerinin, görüntünün ya hatalı bir ekipman tarafından ya da insan hatası sebebiyle açıklanabileceğini iddia ederek doğruluğunu sorguladılar. Fakat tanıklardan biri olan emekli donanma subayı David Fravor bu yanlış ve hatalı söylemlerin artmasından ve halkın yanlış yönlendirilmesinden büyük üzüntü duyarak gerçekleri açıklama zorunluluğu hissetmiştir. Ve bu konu hakkında önemli açıklamalarda bulunmuştur.

USS Princeton dan önde olan USS Nimitz vakası Olaydan önce, Kasım 2004 başlarında, Triconderoga (güdümlü kesif kruvazörü sınıfı ve 11. taşıyıcı taarruz grubunun bir parçası olan, USS Princeton) iki hafta boyunca geliştirilmiş ve aktif kullanılmayan AN/SPY-18 radarı üzerinde aralıklı olarak gizli bir hava aracının izini sürüyordu.

Donanma şefi Astsubayı (NCO, E-7) ve aynı zamanda Princeton’u idare eden Kevin Day, 10 Kasım gününde sekiz veya on objenin açık radar izlerini keşfettiğini dile getirdi. Bu nesneler tam da Catalina adası dolaylarında 28 000 feet (yani 8500 mt) yükseklikte güney istikametine doğru belirli bir düzen içinde ilerliyorlardı.

100 knotluk hızdaki (190km/s; 120 mph) yavaş ilerleyişleri onu ürkütmüştü.  Hemen diğer radar operatörleri ile irtibata geçerek durumu teyit etmeye çalıştı.  Diğer radar operatörleri tarafından da birtakım nesnelerin varlıklarının doğrulandığını öğrendi. Takip eden 6 gün boyunca küçük sayıdaki objelerin düzenli şekilde takipleri ve gözlemleri yapıldı. Bu nesneler ayrıca Princeton’un gerisinde seyreden bir E-2c Hawkeye uçağı tarafından belli belirsiz bir şekilde tespit edildi ve onların koordinatlarını gönderdi.

Görsel Görüntü Raporu :

İki koltuklu Boeing F/A-18F Süper avcı uçağı

Aynı vaka 14 Kasım 2004 tarihinde saat 9:30 da meydana geldiği sırada, Princeton güvertesindeki bir operasyon subayı o esnada bir eğitim uçuşu yapmakta olan USS Nimitz den iki Amerikan Donanması Boeing F/A-18E/F avcı uçağı havacı pilotuyla temas kurdu. Hava aracı iki koltukluydu ve her bir pilot bir silah sistemleri subayı (WSO) tarafından kontrol edilmektedir. Kılavuz avcı uçağı, Taarruz Savaşçı Bölüğü kumanda subayı olan, kumandan David Fravor tarafından idare edilmektedir.

İçerisindeki iki subaydan birinin kumandan Jim Slaight olduğu ikinci uçak yardımcı olarak uçmaktadır. Princeton’un radyo operatörü Kevin Day doğrudan pilotlara rotalarını değiştirmeleri ve Princeton un kendi radarı tarafından gözlemlenmiş olan, tanımlanamayan radar objesini araştırmaları talimatını verdi. Bu görev, gelecek hava savunma eğitimine yönelik herhangi bir çarpışma tehlikesi oluşturup oluşturmadığının tespit edilmesi için yerine getirildi.

Ancak Princeton da ki bir kadın radyo operatörü pilotlara operasyonel silah taşıyıp taşımadıklarını sordu ve pilotlar taşımadıkları yanıtını ilettiler. O gün için hava koşulları açık denizde hiç bulutun olmadığı ve açık mavi gökyüzüyle pilotlara harika bir görüş açısı sunmuştu. Jet pilotları o noktaya vardıklarında, dört mürettebat radarlarında açık gökyüzünde hiçbir şey göremedi. Ancak Princeton un radarı nesnenin bir saniyeden kısa bir surede 28000 feet den deniz seviyesine yakın bir noktaya alçaldığını tespit etti.

Pilotlar gözlerini denize çevirdikleri zaman, dalgaların tam da yüzeyin altındaki bir şey tarafından kırılıyormuş gibi, köpüklü dalgaların ortasında açık parlak renkli düz bir alanın bulunduğu, bir Boeing 737 hava uçağı büyüklüğünde, oval bir girdap tespit ettiler. Birkaç saniye sonra çalkalanan suyun 50 feet (yanı 15 mt) üzerinde değişik yönlerde hareket etmekte olan alışılmadık bir nesneyi fark ettiler.

Daha sonra hem Fravor hem de Slaight nesneyi 30 ila 46 feet arasında (9,1’den 14 mt kadar uzunlukta) ön camı ya da kanadı ne de kuyruk takımı ve ayrıca ne motoru ne de yakıt gideri olmayan parlak bir nesne olarak tanımladılar. Fravor nesneye yaklaşmak için dairesel olarak alçalmaya başladı.  Fravor daha fazla alçaldığında, objenin F18 ile mesafesini koruyarak ve daireler halinde yörüngesini saptırarak kıvrımlı bir şekilde yükseldiğini rapor etti.

O sırada Fravor uçağını objeye doğru aşağı bir dalış yaparak daha agresif bir manevra yaptı. Ama bu noktada UFO hızlandı ve pilotları oldukça şaşırtarak iki saniyeden kısa surede gözden kayboldu.

Bu olay Amerikan donanması tarafından birçok radar ve savaş uçağı tarafından tespit edilmiş ve raporlanmış bir yakın gözlem olayıdır. Her ne kadar dünya kamuoyuna pek duyurulmadıysa da durum zaman içerisinde ele geçen belgeler ve yapılan itiraflar olayın gerçekleşiş şeklini gözler önüne sermektedir. Ve bu yaşanan olay belgelenmiş binlerce vakadan sadece bir tanesidir.